SUNİ DERİ ÜRETİMİ
ÖNSÖZ
Suni deri sektörü ülkemizde
çok hızlı bir şekilde gelişen ve belki de ilerki yıllarda dünya
birincisi olacağımız bir üretim dalıdır. Üretimin içinde yer
almadan önce suni derinin hayatımıza ne denli sokulmuş olduğunu
bilmiyordum: Spor ayakkabıları,terlik,çanta,kemer,ajanda kabı,oto üst
döşeme,koltuk döşemelikleri....vs. gibi pek çok kullanım alanı
vardır. Elbetteki giyim sektörünü de unutmamak gerekir. Giyim sektörü
derken, görüntüsü - deri - imajı vermeyen ancak aynı makinalarda
aynı şekilde ürtetilen pek çok giyimlik üründen bahsetmekteyim.
İnternette bu konuyla
ilgili bir araştırma yaparken herhangi bir Türkçe metnin olmadığını
farkettim. Olan kaynaklar ise sadece üretim için gerekli hammaddeyi
yada ürünün kendisini ifade etmektedir. Dolayısıyla bu konu üzerine
hazırlamış olduğum araştırmamı aşağıda veriyorum. Elbetteki tüm
konuları daha ayrıntılı bir şekilde vermek olanaksızdır. Aşağıda
bahsedilen üretimde, ISOTEX (İtalya) firmasına ait 4 geçişli
Transfer Kaplama Makinası temel alınmıştır. Eğer bu konuyla ilgili
bir araştırma yaparken bu sayfayı bulduysanız bravo size. O halde;
buradaki metin, grafik ve şekillerden kaynak belirtmeksizin
yararlanabilirsiniz. Yararlı olması dileğiyle,
1.
GİRİŞ
Her şey 1400’lü yıllarda
Çinliler’in balmumuna daldırılmış kumaştan şemsiye yapmalarıyla
başladı. Daha sonra “Direkt Kaplama” olarak isimlendirilecek işlemin
tarihteki ilk uygulamasıydı. Kumaşın tamamiyle farklı bir
malzemeyle kaplanarak/birleştirilerek işlevini daha iyiye götürme
fikri böyle oluştu.
Bugün kullandığımız
PVC ve PU gibi polimerlerin atası 1839 yılında Goodyear tarafından
üretildi. Goodyear, kükürtle vulkanize edilmiş kauçuk olan
Libonit’i üretti. Fakat o yıllarda henüz polimer kavramı ortaya atılmamıştı.
1900’lü yıllarda İtalya’da
Direkt Kaplama işlemiyle mezure üretildi. Takip eden yıllarda 1. dünya
savaşı esnasında Almanlar ilk U-Boat modelini ürettiler. Ancak dış
etkenlere karşı son derece dayanıksızdı.
1920-1930 yılları arasında
Alman kimyacı H. Staudinger “Makromolekül” hipotezini ortaya attı
ve deneysel olarak ispatladı. İşte bu tarihten sonra polimer kimyası
dünyada bir devrim yarattı.
1960’lı yıllarda kumaş
ve plastik özelliklerini aynı anda içeren bir yapıdan bahsedilmeye
başlandı. Yüzey, doğal deri efekti verirken sağlamlığını kumaş
sağlıyordu. Bu yıllarda “Transfer Kaplama” ortaya çıktı. O yıllarda
kullanılan transfer kağıtları en fazla 100 ºC ‘ye dayanıklıydı.
Teknolojinin ve malzeme bilgisinin gelişimiyle suni deri uygulamaları
bugünkü halini aldı.
2.
SUNİ DERİ ÜRETİMİ
Polimer, monomer denilen
ufak moleküllerin birbirine kovalent bağ ile bağlanarak oluşturdukları
büyük bir moleküldür. İnsanların elele tutuşmasıyla oluşan
zincire benzetilebilirler. Bize en uygun olan polimerler PVC (Poli Vinil
Klorür) ve PU (Poli Üretan) , termoplastik sınıfına giren
polimerlerdir. Camlaşma sıcaklığının üstündeki sıcaklıklara ısıtıldıklarında
yumuşayabilirler ve işlenebilir özelliğe sahiptirler. Soğutuldukları
zaman ise istenilen şekilde sertleşirler. Fakat ısıtıldıkları
zaman tekrar yumuşarlar ve eğer istenirse tekrar şekillendirilebilirler.
Böylece defalarca şekillendirilebilir. PVC, plastikleştirilip işlendiği
zaman kararlı, kuru ve esnek bir özelliğe sahiptir. İşte bu özelliklerinden
dolayı suni deri üretiminde PVC ve PU kullanılmaktadır.
En basit anlatımıyla
suni deri şu şekilde üretilir:
Hazırlanan hamurlar1
istenen desenin bulunduğu kağıt üzerine bir bıçak vasıtasıyla sıyrılır.
Kağıt fırına girerek üzerindeki hamurun uçucu maddelerinden
kurtulur. Kalan katı madde kararlı bir tabaka haline gelir. İstenen
kalınlığa göre bu işlem tekrarlanır. En son kademede yapıştırma
hamuru tüm katmanların üzerine sıyrılır ve baskıyla kumaş yapıştırılır.
Son kademe fırında kumaşın hamura bulandığı bölgeler katılaşıp
kumaşı tutar. Fırından çıkan kağıttan film tabakası alınır.
Hamur1: PVC ve PU hamuru olarak ikiye ayrılır. PVC, DOP gibi plastikleştiricilerle
çözündürüldüğünde PVC hamuru elde
edilir. PU, hali hazırda bir çözelti şeklinde gelir. Ancak DMF gibi
ek çözücü ilavesi yapılabilir. Bu çözeltiye PU
hamuru denir.

Şekil
1 - Dört bıçak/fırın sistemine sahip Transfer Kaplama
Makinası (Boy ~100 metre)
Birinci fırında 2,
ikinci fırında 2, üçüncü fırında 3 ve dördüncü fırında 4 ısıtma
bölgesi vardır. Fırınların ısıtması kızgın mineral yağ vasıtasıyla
yapılmaktadır. Kızgın yağ, fırınlar içerisinde bulunan kanatçıklı
peteklerden geçerek fanlarla çevrimi sağlanan havayı ısıtır ve ısıyı
kağıt üzerindeki hamura aktarır. Her ısıtma bölgesi birer
termokupl vasıtasıyla sıcaklık kontrolüne sahiptir ve istenen sıcaklığın
eldesi için kızgın yağ çevrimi otomatik olarak açılır veya kapatılır.

Şekil
2 - Mineral yağ çevriminin şematik gösterimi
Isıtma kazanı içerisinde
sarmal borulardan geçen yağ yaklaşık 275 - 285 ºC ‘ye kadar ısıtılır
ve kollektöre gönderilir. Kollektörden de tüm makinalara gönderilir.
Çevrime giden ve dönen kızgın yağ sıcaklıkları arasındaki fark
yaklaşık 5 - 8 ºC kadardır. Yağ çevriminde en önemli faktör, kızgın
yağın çevrime Transfer Kaplama Makinasının çıkışından girmesi
ve başa doğru gelmesidir. Çünkü asıl ısı ihtiyacı makinanın çıkış
bölgelerindedir.
Birinci fırında 6,
ikinci fırında 8, üçüncü fırında 12 ve dördüncü fırında 14
bölme vardır ve her bölme üzerindeki egzoz boruları vasıtasıyla fırın
içerisindeki gazlar dışarı atılır. Her bölme 1.5 m uzunluğundadır.
Akümülatör Şekil
1’de gösterildiği gibi sistemin en başında yer almaktadır. Kağıt
dikey sistemde çoklu geçiş yaptırılarak toplanır. Toplanan kağıt
yaklaşık 60 - 65 metredir. Bu kısım sayesinde çalışma
durdurulmadan kağıt eklemesi yapılır. Kağıt ekleme işlemi esnasında
sistem aküdeki kağıtla beslenir. Dolayısıyla üretim durmaz. Üretim
hızı 19 metre/dakika olduğunda kağıt ekleme işlemi en fazla
1’40” sürmektedir. Bu sürede sistem yaklaşık 32 metre kağıda
ihtiyaç duyar. Bu kağıdı ise aküden çeker. Kağıdın bir noktasının
sisteme girmesi ve çıkması arasında 8’30” gibi bir zaman geçer.
Kağıt bu zamanın 3’10” kısmını aküde, 30” kısmını
birinci fırında, 40” kısmını ikinci fırında, 58” kısmını
üçüncü fırında, 1’08” kısmını dördüncü fırında ve
kalan 2’04” lik kısmı ise soğutma silindirleri gibi bölümlerde
geçirir. Kağıt böylece sistemde yaklaşık 162 metre arasında bir
yol kat eder. Kullanılan kağıtlar ısıya dayanıklı ve özel
desenli yüzeye sahiptirler. Kağıt eni 150 - 155 cm arasındadır.
DOP gibi plastifiyanlarla
plastisol hale getirilen PVC, ısıtılıp kurutulur ve kararlı film
tabakası oluşturur. Bu film tabakasına “Skin” adı verilir. Eğer
bu plastisol içerisinde süngerleşmeyi sağlayan porofor varsa ısıtma
esnasında süngerleşerek bize kalınlık sağlayan bir tabaka sağlayacaktır.
Bu tabakaya “Sünger” adı verilir. Özellikle giyimlik ürünlerde
tuşeyi (Tuşe: Ürüne dokunulduğunda alınan his), dış etkenlere
karşı dayanımı sağlayan ve yapışmayı engelleyen üst PU katmanına
ise “Pre-Skin” adı verilir.

Şekil
3 - Suni derideki katmanlar

Şekil
4 - Hamurun kağıt üzerine sıyrılması için kullanılan bıçak
sistemi
Hamur kağıt üzerine Şekil
4 ‘te gösterildiği gibi sıyrılarak aktarılır. Bıçağın kağıda
olan uzaklığı ayarlanmak suretiyle kağıda sıyrılacak hamurun
miktarı da ayarlanmış olur. Bıçağın konumu çok hassas hareket
eden sistem yardımıyla sağ, sol yada her iki kısım aynı anda
hareket ettirilerek aşağı yada yukarı alınabilir. Böylece
metrekareye verilen hamur gramajı da ayarlanmış olacaktır. İlk
katman kağıda sıyrıldıktan sonra fırın içerisinde ısıyla
kararlı hale getirilir. Her fırın çıkışında kapalı soğutma
suyu çevrimine sahip silindirlerde soğutulur ve üzerine ikinci katman
hamuru sıyrılır. Burada bıçak konumu önemlidir. Eğer ikinci
katman bıçak konumu ilk katman kalınlığından daha düşükse ilk
katman bıçağa takılacaktır. Dolayısıyla bir sonraki katman için
bıçak konumu ayarlanırken bir önceki bıçak konumu göz önünde
bulundurulur. Ürün gramajı ayarlanırken dördüncü bıçaktan
geriye doğru hesaplama yapılır. Örneğin üç geçiş olarak üretilecek
olan ve 320 g/m2 olması istenen ürün için: 80 g yapıştırma,
160 g alt kat ve 25 g pre-skin katı verilir. Burada kullanılan kumaş
55 g olarak alınmıştır.

Şekil
5 - Kumaş yapıştırma işleminin şematik gösterimi
Şekil 5’te gösterildiği
gibi en son olarak kağıda yapıştırma hamuru verilir ve üzerine
baskıyla kumaş yapıştırılır. Kumaşın yapıştırma hamuruna
bulanan bölgeleri hamurun fırında kurutulmasıyla diğer katmanlara
bağlanır. Burada verilen baskı önemlidir. Eğer çok fazla baskı
verilirse kumaş tamamiyle hamura gömülür ve çıkan ürün daha çok
plastik özelliği taşır, sert bir tuşeye sahip olur. Eğer baskı çok
az verilirse kumaş diğer katmanlara tam anlamıyla tutunmaz ve çok çabuk
ayrılır, dayanımı olmaz. İyi kalitede bir üründe kumaşın
katmanlardan ayrılmaya başlaması yaklaşık 10 yıl sonra gerçekleşmeye
başlar/başlamalıdır.
Suni deri üretiminde
geri dönüşüm olamayacağından üretimin her aşaması kontrol altında
olmalıdır. Hamurların hazırlanması esnasında tartımların
eksiksiz olması, hamurda bulunan büyük parçacıkların ezilmesi,
filtrasyonun çok iyi yapılması ve hamur viskoziteleri çok önemlidir.
Kontrol bu noktadan başlar. Sistemde bulunan silindir ve diğer
ekipmanların temizliği de aynı şekilde önemlidir. Toz baş düşmandır
ve üretim başlangıcında tüm sistem iyice temizlenir. Kağıdın dışarıdan
geçiş yaptığı bölgelerin alt kısmı eski kağıt parçalarıyla
kapatılır ki statik nedeniyle toz toplaması en aza insin. Her bıçaktaki
görevli eleman üretim esnasında olabilecek çizgi vs. gibi
problemleri anında düzeltmek için tüm dikkatini kağıt geçişine
verir. Çıkışta ürün her an gözlendiği gibi her toptan numune alınır
ve gramaj, renk ve yapışmasına bakılır.
3.
DİĞER İSTASYONLAR
Transfer kaplama makinasından
çıkan ürünlerin birçoğu ek istasyonlarda farklı işlemlere tabi
tutularak özellikleri değiştirilir. Bunlardan ilki GOFRAJ olarak
adlandırılan istasyondur. Burada yarı ürün önce I/R yayan
rezistanslarla ısıtılır ve belli bir desene sahip metal silindirden
baskıyla geçirilir ve soğutularak kararlı hale getirilir. Eğer üst
katman (pre-skin) PVC ise ısıtma bu rezistanslarla, üst katman PU ise
ısıtma direkt olarak deseni içeren silindirin ısıtılmasıyla yapılır.
Çünkü PU katmanı ısıya karşı daha hassas özelliktedir. Gofraj işleminde
en önemli parametre, istenen desenin her noktada yani sol, sağ ve
ortada aynı oranda basılabilmesidir. Gofraj öncesi ürün kalınlığı
120 µm ise, gofraj sonrası bu yaklaşık 110 µm olacaktır. Dolayısıyla
üretim esnasında bu göz önüne alınarak ürün kalınlığı
kontrol altında bulundurulur. Ayrıca baskı çok fazla olmamalıdır,
aksi halde desen alt katmanda gözükecektir ki bu istenmeyen durumdur.
Emprime istasyonunda ürün
üzerine yine desenlerin bulunduğu silindirler vasıtasıyla renkli
desenler basılabilir veya verniklenebilir. Burada istenilen rengin
ayarlanması önemlidir. Karışım hazırlandıktan sonra deneme yapılır
ve renk uygunsa işleme geçilir.
Kalender istasyonunda ürün
üzerine kağıt üzerindeki desen sıcaklıkla basılır. Aynı zamanda
kumaşın ütülenmesi amacıyla da bu istasyon kullanılmaktadır.
Zımpara istasyonunda yüksek
turla dönen silindirle ürün üzeri zımparalanır. Gofrajdan çıkmış
üründeki girintili bölgeler etkilenmezken, yüksek bölgeler zımparalanır
ve alt katman renginin açığa çıkmasıyla ürün değişik bir efekt
kazanır.
Tambur istasyonunda ise
buharla ısıtılan ve aynı zamanda sağa ve sola döndürülen ürüne
eskime efekti kazandırılır.
Fırça istasyonunda ise
üst yüzey fırçalanarak parlaklığı sağlanır.
4.
KULLANILAN HAMMADDELER
- PVC
- PU
- PVC için plastifiyanlar
- PU için çözücüler
- Viskozite ayarlayıcılar
- Porofor
- Isı ve ışık stabilizatörleri
- Dolgu maddesi
- Renklendiriciler
- Cross-Link yapıcılar
- Dispersiyon sağlayıcı ajanlar
4.1. PVC
Kullanılan PVC’ler düşük,
yüksek ve orta viskoziteye göre sınıflandırılmıştır. PVC
viskozitesi, karışım yapılacak plastifiyan miktarı ile doğru, elde
edilecek olan ürün sertliğiyle ise ters orantılıdır. Yani düşük
viskoziteli bir PVC düşük miktarda plastifiyan alırken ürün ise yüksek
sertliğe sahiptir.
PVC hamuru dört viskozik
özellik gösterir:
- Newtonian: Hamur karıştırıldığında
elde edilen viskozite sabit kalır, zamanla değişmez ki bu ideal
durumdur.
- Pseudoplastic: Hamur viskozitesi karıştırmayla
düşer.
- Dilatancy: Hamur viskozitesi karıştırmayla
artar.
- Thixotropy: Hamur viskozitesi karıştırmayla
düşer fakat zamanla tekrar yükselir.
Newtonian özellik ideal
bir durumdur ve biz diğer üç viskozik özellikle karşılaşmaktayız.
Hamur vizkozitesi çok önemlidir. Dolayısıyla istenen viskoziteyi
elde etmek için çeşitli maddeler kullanılır. Viskoziteyi düşürmek
için White Spirit veya BYK 4040 kullanılmaktadır. WS oranı en fazla
%6 olmalıdır. WS kullanımı hassas ürünlerde tercih edilmemelidir
zira buharlaşma esnasında yüzeyde istenmeyen noktacıklara ve
parlamalara sebep olabilir ve ayrıca katıldığı hamurdaki plastisol
molekülünü şişirdiğinden zamanla hamur, düşürülmek istenen
viskozite değerinden daha da yüksek bir viskoziteye sahip olur. BYK
4040 ise çok iyi bir viskozite indirgeyicidir. Elbette herzaman için
WS veya 4040 katkısı değilde zaman zaman karıştırmak da kullanılan
bir diğer yöntemdir. Ayrıca ilave plastifiyan veya extender PVC de
kullanılabilir. Hamur viskozitesini arttırmak için ise Aerosil ve BYK
810 gibi katkılar kullanılmaktadır.

PVC’de molekül ağırlığı
kısaca “K” değeriyle gösterilir. K değeri 70 ve altında ise düşük,
üzerinde ise yüksek olarak kabul edilir. K değeri yükseldikçe
mekanik özellikler artar. Füzyon sıcaklığı yüksek, pişme süresi
uzundur. Parlaklık azalır. Düşük K değerli PVC’ler sünger katında
(expans) daha iyi sonuç verir. 6931 kodlu PVC düşük viskozitelidir
ve skin katında kullanılmaktadır. 682 ise orta viskozitelidir ve sünger
katı için idealdir.
Emülsiyon PVC’ler daha
çok ince yapılı ürünlerde kullanılmaktadır. Tanecik boyutları
1.5 - 7 µm arasındadır. Süspansiyon PVC’ler 100 - 200 µm arasında
tanecik boyutuna sahiptirler ve kaba yapılı ürünlerde tercih
edilirler. Mikro süspansiyon PVC’ler ise 25 - 50 µm tanecik boyutuna
sahiptirler. Süspansiyon PVC’ler çok kaba taneciklere sahip olduklarından
çoğu kez tek başlarına kullanılmayıp % 20 - 25 oranında mikro süspansiyon
PVC’lerle karıştırılıp kullanılırlar.
4.2. PLASTİFİYANLAR
- Birincil plastifiyan olarak DOP (Di
Oktil Ftalat) kullanılmaktadır. 8 karbonlu ve yüksek
viskozitelidir. İkincil plastifiyan olarak DOA kullanılmaktadır.
DOA tek başına kullanılmaz, DOP ile beraber kullanılır ve oranı
en fazla %7-8 arasındadır.
- BBP (Benzil Butil Ftalat) ise diğer
bir plastifiyandır. PVC molekülüne en önce bağlanıp zamanla
viskozitenin artmasını ve ideal viskoziteye ulaşmayı sağlayıp
şişmeye yardımcı oluyor.
4.3. DOLGU MALZEMELERİ
- CaCO3 (Kalsiyum Karbonat:
Kalsit, Tebeşir Tozu)
Bize en uygun kalsitin tanecik boyutu en fazla 7 µm olmalıdır.
Grafikten de görüldüğü gibi %60 kalitede bir ürün için en
fazla %50 oranında kalsit kullanılabilir. Daha fazlası ürün özelliklerini
bozar. Ürüne sertlik verir.

- Al(OH)3 (Alüminyum
Hidroksit: Alümina) ve Sb2O3 (Antimon Oksit)
Ürüne yanmazlık özelliği verirler. En fazla %8 oranında kullanılabilirler.