|
OZONUN
SU ARITIMINDA KULLANIMI
Yakın zamanlara dek ozonu pek tanımazdık.
Ne zaman ki birileri çıkıp ozon deliğinden söz etmeye başladı,
yok Antartikanın üstündeki delik büyüyor, yok tabaka incelmesi
sürüyor derken bir de baktık ki hepimiz onunla tanış çıktık.
Eksikliği cilt kanseri yapar, kirletici maddelere karşı
havanın kendi kendini arıtma yeteneğini azaltırmış,
daha neler
Birden herkes ozon dostu oldu çıktı, bu arada
ozona günün modasına uygun bir de ad takıverdiler. Yeşil
kimyasal. Aslında çok zehirli olan bu maddenin birden bu denli
sevilivermesindeki çelişki bize ilginç geldi. Bildiklerimizi
sizinle paylaşalım dedik.
Ozon doğada
çok az bulunan bir oksijen allatropu. Kimyasal bakımdan çok kalımsız
bir madde, hemen üretildiği oksijene dönüp kalımlı hale
gelmek için çabalıyor, bu sırada da önüne geleni, özellikle
organik maddeleri yükseltgiyor. Üç atomlu ozonun yapısından
bir serbest Oksijen atomunu vererek kalımlı bir oksijen molekülüne
dönüşmesi atıklarımızın tehlikesizce
temizlenmesinde artık o denli çok kullanılıyor ki günümüzün
sevilen sıfatı yeşil ozona yakıştırılıverdi.
Oysa bu çok yüksek yükseltgeme (oksidasyon) potansiyeli nedeniyle ozon
çok düşük derişimlerde bile zehirli bir maddedir, her an her
tür organik maddeyi hızla parçalar. Bir m3te bir
cm3 (1 ppm) ozon bulunması insan sağlığı
için çok tehlikelidir, ne var ki doğada bu kadar ozon yoktur.
Atmosferin alt tabakalarına göre üstlerinde daha çok ozon bulunur,
ancak oralarda da organik maddeler bulunmadığından ozonun
zararlı olması söz konusu değildir. Tam tersine ozonun güneşin
mor ötesi ışınlarını süzmedeki yararlı işleri
nedeniyle buradaki ozon eksikliği günümüzde insanlığın
ortak sorunlarından birisidir. Hepimiz bu sorunun kullandığımız
klorlu ve florlu hidrokarbon (CFC) gazlarından kaynaklandığını
öğrendik. Ülkeler CFC gazları kullanımını
azaltmak için anlaşmalar yapıyorlar, bilim adamları daha
şimdiden onların çeşitli kullanım yerleri için yeni
seçenekler bulmaya başladılar bile.
Ozonun çok kuvvetli bir yükseltgen olması sulardaki atık
maddelerin temizlenmesinde, içme sularının arıtılmasında,
kötü kokulu gazların kokularının giderilmesinde, kağıt
sanayiinde renk açmakta, gıda sanayiinde, termik santrallerdeki soğutma
sularının yosunlanmasının önlenmesinde kullanılmaktadır.
En çok kullanılan mikrop öldürücü olan klor ve kapalı
devrelerde çok kullanılan kromik asitle karşılaştırıldığında
ozonun çok önemli üstünlükleri vardır. Kendisi zehirli olan ozon
organik maddeleri yükseltgeyip işini bitirdiğinde geride
zehirli atık bırakmaz, kalanlar çoğunlukla CO2,
organik asitler, sülfatlar, nitratlar ve sudur. Ozonlu her tepkimenin doğal
yan ürünü olan oksijeni herhalde zararlı saymazsınız
Özellikle ozonun şimdilerde en çok kullanıldığı
içme suyu arıtımında ve atık suların
temizlenmesinde işlem gören suyun içinde bir miktar oksijen kalmasının
hiç sakıncası yoktur. Tem tersine bu durum istenmektedir.
Havanın içindeki ozon
derişimi çok azdır, bu nedenle argon, helyum gibi ozonu da çeşitli
ayırma yöntemleri ile havadan ayırmak olası değildir.
Bunun yerine havadaki oksijen moleküllerini elektrik enerjisiyle uyarıp
birbirleriyle tepkimeye sokarak ozon üretilir. İlk kez 1781de içinden
elektrik kıvılcımları geçiren havada kokusuyla Van
Marumun dikkatini çeken madde 1840ta Schönbien tarafından
belirlendi ve kendisine Ozon adı verildi. Sarımsak kokulu,
mavi renkli gazın kendisinden üretildiği oksijene geri dönüş
isteği o denli güçlüdür ki karşısına gelen hemen
her tür madde ile tepkimeye girmeye ve onu yükseltgemeye çalışır.
Bilimsel deyişle yükseltgeme potansiyeli çok büyüktür. Biz de
onun bu özelliğinden faydalanır, onu özellikle sularda yok
etmek istediğimiz bakteri, mikrop, virüs ve diğer sağlığımıza
zararlı maddelerin üzerine salarız. Çok hızla ve yüksek
verimle tepkimelere girmesi ve zararlı yan ürünler vermemesi işimize
gelir. Onun bu özelliğinden yararlanmanın yeni bir yolu da kimi
bitkisel ve hayvansal yağlarda petrokimyasal maddelere seçenek
olabilecek yeni kimyasallar üretmektir. Yükseltgen olarak ozonun gücünden
yararlanarak yapılan yeni kimyasallar arasında koku ve tat
vericiler, vitamin ve hormonlar, antibiyotikler, yağlama maddeleri
sayılabilir.
Biyolojik olarak bozunması çok zor olan organik klorlu bileşikleri
büyük miktarlarda çevredeki sulara atan kağıt fabrikaları
da son yıllarda ağartma işlemleri için klorlu bileşikler
yerine ozonun yakın akrabaları olan oksijen ve hidrojen peroksit
(oksijenli su) ile birlikte kullanmayı denemektedirler. Denenen yöntemler
başarıya ulaşırsa en büyük su kirleticilerden birisi
olan kağıt fabrikaları da kapalı devre su sistemi ile
çalışacaktır, bir başka deyişle dışarıya
çok az su akacaktır, ancak bu sularda organik klorlu bileşikler
olmayacaktır.
Ozon
ve Sular
Kentlerin içme sularının hazırlanmasında en çok
kullanılan mikrop giderici Klor ve kloramindir. Ne var ki bu maddeler
son yıllarda daha sık olarak sularda rastladığımız
çok değişik nitelikteki organik maddelerle de birleşirler.
Mikrop öldürürken bu kez zararlı organik klorlu bileşikleri
suyumuza katmış oluruz. İşte ozonun başlıca
üstünlüğü buradadır. Mikrop öldürme işini yaparken çok
hızlı çalışır, ardında da yeni sorun bırakmaz.
Bu nedenle de son yıllarda daha çok içme suyunda olmak üzere suların
arıtılmasında ozon kullanımı çok artmıştır.
Ozon havadan ya da oksijenden iki elektron arasındaki elektrik
boşalımı sonucu üretilir. Çok kalımsız, yüksek
enerjili ve zehirli bir madde olduğu için üretilir üretilmez tüketileceği
tepkime kabına yollanır. Tepkimede kullanılmayan ozon tüketileceği
yerde üretilir, yaşamı kısa olan bir kimyasal maddedir.
Üç atomlu oksijenin ekonomik olarak üretilmesinde 80li yıllarda
önemli gelişmeler olmuştur. Örneğin :
v
Birim elektrot alanının ozon verimi on kat arttırılmıştır.
v
Özgül enerji tüketimi %40 azaltılmıştır.
v
İşletme güvenilirliği arttırılmıştır.
v
İşlemlerde kullanılan havadaki ozonun derişimi
ağırlıkça %15ten %3e arttırılmıştır.
Bu gelişmelerin çoğu ABB şirketinin uyguladığı
800 Hz frekansta çalışan özel güç kaynağının
üstünlüklerinden kaynaklanmaktadır. Günümüzde su arıtma
tesislerinde kullanılan ozon üreteçlerinin kapasiteleri saatte 200
kgdır. Ancak son yıllarda atık su temizleme
tesislerinden gelen ozon istekleri de çok arttığı için
bir ton/saat kapasiteli üreteçler de yakında devreye girecektir.
Geleneksel olarak içme sularının mikropsuzlaştırılmasında
kullanılan ozon atık sularda bulunan ve biyolojik olarak
bozundurulamayan organik maddeleri parçaladığı için artık
büyük kentlerin ve sanayii kuruluşlarının atık su
temizleme tesislerinde de kullanılmaktadır. Dirençli organik
maddelerin ozonla parçalanmasının atık su işletmelerine
getirdiği başka kolaylıklar da var. Örneğin :
Ĝ
Süzme işlemlerinin %50 oranında hızlandırılması,
böylece daha az süzgeç kullanılması,
Ĝ
Süzgeçlerin daha uzun süre temizlenmeden çalıştırılabilmesi,
Ĝ
Katıların çöktürülmesi işleminin hızlandırılması,
Ĝ
Kötü kokulu gazların çıkmasının önlenmesi.
Özellikle atık suların arıtılıp tekrar
kullanımının gerektiği durumlarda, örneğin
Ortadoğu ve Orta Avrupa ülkelerinde, istenilen mikropsuzluk
garantisini ozondan başka hiçbir madde sağlayamaz. Dev termik
santrallerin daha az su tüketmeleri için süreçte kullanılan sular
büyük soğutma kulelerinde soğutularak tekrar tekrar kullanılırlar,
ancak bu sırada döngü için sularda mikroorganizmalar ürer ve
donatımlara zarar verirler, birikintiler oluşturarak tıkanmalara
yol açarlar. İşte ozon santralleri soğutma sularında
gözlenen bu sıkıntıya da büyük ölçüde yardımcı
olmaktadır. Avrupada elektrik santralleri soğutma suyu
devrelerinde artık klor ya da krom oksit gibi bakteri öldürücüler
yerine ozon kullanmaya başlamışlardır.
Yeşil kimyasal ozonun becerilerini okudunuz. Sanırım
bu sıfatı onun hak ettiğine inandırabildik sizi de.
Ozon henüz biz Türk halkına pek hizmet vermiyor. En azından
suyu bulabilen belediyelere önerilir, reçetesi de kolay : Bir ton suya
iki gram
|