|
Kolalı İçecekler |
Deneyler,
kolalı içeceklerde bulunan fosforun kemiklerde kalsiyum eksikliğine
neden olduğunu gösteriyor. İnsanlar üzerinde gerçekleştirilen iki çalışmada
ise, kolalı içeceklerin kızların kemiklerini daha da zayıflattığı
anlaşıldı.
|
Çok fazla meşrubat
tüketmek şişmanlığa, kemiklerin zayıflamasına, diş çürüklerine
ve kafein bağımlılığına yol açıyor
|
Kalori
ve şeker oranı yüksek, buna karşın besleyici değeri düşük meşrubatların,
özellikle çocuklarda şişmanlığa yol açtığı uzun süredir tahmin
edilmekteydi. Ancak açık ve net kanıtlar kısa süre öncesine kadar
elde edilememişti.
|
İngiliz tıp
dergisi The Lancet’te yayınlanan bir araştırmada Harvardlı bir ekip,
meşrubatların çocuklarda obeziteye yol açtığını gösteren ilk kanıtları
açıklamıştı. Araştırmacılar, düzenli olarak kolalı içecek tüketen
12 yaşındaki çocukların, içmeyen yaşıtlarına göre fazla kilolu
olma olasılıklarının çok daha fazla olduğunu gösteriyor. Yaklaşık
iki yıl süren araştırmanın sonucunda, içilen her bir şekerli içeceğin
obezite riskini 1.6 kat arttırdığı hesaplandı.
Acaba meşrubat içenlerin son derece
hareketsiz bir yaşam tarzı olduğu söylenebilir mi? Veya içmeyen çocuklardan
daha fazla yemek yedikleri? David Ludwig ve ekibi bu ihtimalleri de göz
önünde bulundurdukları halde hiçbirinin geçerli olmadığını gördüklerini
belirtiyor. Yani meşrubatlar, obeziteye neden olan bağımsız bir risk
faktörü.
Bu sonuçlara tepki gösteren içecek
sektörü, Georgetown Üniversitesi’nde yapılmış olan bir başka çalışmadan
elde edilen sonuçları öne sürüyor. Bu çalışmada, günde 5 litre
kolalı içecek tüketen çocukların, yaşıtlarından yalnızca yarım
kilo fazlaları olduğu belirlenmişti. Buna karşın obezite uzmanları,
Harvard araştırmasının tek bir günde toplanan verilere değil, 19 aylık
gözlem ve incelemelere dayandığını belirterek, son derece önemli
olduğunu ifade ediyor. Diğer bir deyişle bu araştırma bilimsel açıdan
daha güvenilir ve değerli bulunuyor.
Öte yandan Harvard çalışmasının
çok fazla abartılmaması gerektiğini söyleyenler de yok değil. ABD
Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi Beslenme ve Fiziksel Aktivite Bölümü
Direktörü William H. Dietz, tek bir çalışmanın söz konusu olduğunu
ve tekrarlanıp aynı sonuçlara ulaşılmadan kesin yargılara varılamayacağını
söylüyor.
SORUN YALNIZCA KALORİLER Mİ?
Meşrubatlar gerçekten de obeziteye
neden oluyorsa bu nasıl gerçekleşiyor? Söz konusu olan yalnızca yüksek
kaloriler mi?
Jüri bu noktada da çeşitli farklı
teoriler öne sürüyor. Ancak genel kanı, fazla kalorilerin tek başına
bu durumun sorumlusu olamayacağı. Harvardlı araştırmacılar, son 25 yıldır
yapılan konuyla ilgili araştırma sonuçlarının karşılaştırmalı
analizine dayanan bir çalışma gerçekleştirerek bu soruya yanıt aradı.
Araştırmanın sonucunda, şekerden kaynaklanan kalorilerin beyinde
yemekten kaynaklanan kaloriler gibi algılanmadığı yargısına varıldı.
Diğer bir deyişle beyin, şekerli sıvıların midede fazla oyalanmadan
geçmesini algılayamıyor ve besinlerden kaynaklanan kalorilerde olduğu
gibi doygunluk duyumu yaşanmıyor. Bu doyma mesajı olmadığında ise
kolalı içecekler veya şekerli meyve suları, beyne daha az yemesi
sinyalini iletmiyor. Bu şekilde fazladan kilolar alınıyor.
Ludwig, meşrubat içen okul çağındaki
çocukların içmeyen yaşıtlarına göre günde 200 kalori fazladan aldığını
belirtiyor. Bu veri de, bilim adamlarının sıvı formdaki kaloriler hakkındaki
kanısını doğruluyor.
GÜNDE BİR KUTU ŞİŞMANLATMAYA YETER
Meşrubat endüstrisi ise bu fikre şiddetle
karşı çıkmakta. Sektörün önde gelen yöneticilerinden Richard
Adamson, “Çocuklarda obeziteye neden olan pek çok etken var. Bunu tek
bir faktöre, örneğin meşrubatlara indirgemek tamamen saçmalıktır”
şeklinde konuşuyor.
Bu noktada obezite uzmanları da sektör
yetkililerine katılıyor. Hastalık Önleme ve Koruma Merkezi’nden
Dietz, Harvard araştırmasının, meşrubatların obeziteden ne oranda
sorumlu olduğunu gösteren hiçbir veri sunmadığını vurguluyor.
“Obezite salgınını hayatımızdaki tek bir değişikliğe bağlamak mümkün
değildir” diyen Dietz, sorunun çok daha karmaşık olduğunu
kaydediyor.
DİŞLERİ ÇÜRÜTÜYOR
Meşrubat endüstrisi kolalı içeceklerin
diş çürümelerine yol açtığını kabul etse de, veriler bunun etki
eden pek çok faktörden yalnızca biri olduğunu gösteriyor. ABD’de
son yıllarda diş çürüklerinin azalmasına karşın sodalı içecek tüketiminin
arttığı da görülüyor.
Meşrubatların dişler üzerindeki
olumsuz etkisi, içerdiği şekerden kaynaklanıyor. Aslında meyve
suyundan şekerlemelere, hatta kuru meyvelere kadar pek çok ürünün dişleri
çürütücü bir etkisi var.
ABD’de 1971-74 yılları arasında,
9-29 yaş grubundan 3,200 kişi üzerinde yapılan bir araştırma diş
çürükleri ile meşrubat tüketimi arasında doğrudan bir ilişki olduğunu
saptamış, İsveç’ten Irak’a kadar dünyanın pek çok ülkesinde
yapılan benzer çalışmalardan da aynı sonuca ulaşılmıştı. Ne var
ki son 25 yılda ABD’de diş çürükleri azalırken meşrubat tüketimi
ve obezite hızla arttı.
Uzmanlar bu durumu şekere ek olarak
başka faktörlere de bağlayarak açıklıyor. Beslenme alışkanlıkları,
sudaki flor ve genetik yapı gibi pek çok etkenin diş çürümesinde
olumlu ya da olumsuz payı olduğuna inanılıyor.
Kolalı içeceklerin dişler üzerindeki
yegane zararlı etkisi şeker de değil. İçerdiği asit de diş
minelerini eriterek çürümeye olanak sağlıyor.
KAFEİN BAĞIMLILIĞI
Uyarıcı ve bağımlılık yaratıcı
özellikleri kanıtlanan kafeinin çocuklar üzerindeki etkileri gayet iyi
biliniyor. Ancak uzmanlar, çocuklukta kafein tüketiminin yetişkinlik döneminde
bağımlılığa yol açıp açmadığını ve beyin gelişimine zararı
olup olmadığını sorguluyor. Bu konuda herhangi bir kanıt bulunmuyor.
Bir-iki günlüğüne kafeinden uzak
kalanlarda baş ağrısı, tansiyonda hafif bir yükselme, asabiyet, hatta
bazı mide problemleri görülüyor. Kafein bağımlılığından
kaynaklanan bu etkiler, düzenli kafein tüketenlerin yarısında, alışılmış
miktarda kafein alınmadığında gözleniyor.
Kafeinin çocuklar üzerindeki
etkisini araştıran çalışmalar daha kısıtlı olsa da, çocuklarda da
aynı şekilde bağımlılık yarattığı ve eksikliğinde benzer
sendromlara yol açtığı belirlenmiş. Minnessota Üniversitesi çocuk
psikologlarından Gail Bernstein ve ekibi, 8-12 yaşlarındaki çocuklara
13 gün boyunca günde 2-3 kutu diyet kola vermiş. Daha sonra çocuklara
açıklamadan, kafeinsiz içecekler verildiğinde, kafein eksikliğinden
kaynaklanan semptomlar gözlenmiş. 24 saat sonra yapılan bilgisayar
testleri, çocuklarda kafein yoksunluğunun tipik belirtisi olan dikkat
eksikliği olduğunu ortaya koymuş.
Kolalı içeceklerin kafein içerdiği
bilinse de, hangi içecekte ne kadar kafein bulunduğu o kadar net değil.
Bir kutu kolada 35-38 mg kafein bulunuyor ve bu miktar, bir kupa kahvede
bulunanın yaklaşık yüzde 28’i. Çok az kişi tarafından bilinen bir
diğer gerçek de diyet kolalarda normalden daha fazla kafein olduğu.
Yine markalar arasında da kafein oranı değişiyor.
Stanford Üniversitesi farmakoloji
profesörü Avram Goldstein, çocukların ne kadar kafein aldığını
hesaplamanın neredeyse imkansız olduğunu belirterek, meşrubat üreticilerinden,
ürünlerin üzerinde kafein oranlarını yazmalarını istiyor.
NEDEN KAFEİN EKLENİYOR?
Kafein, kolanın hammaddesinde
bulunuyor. Ancak bağımlılık yarattığı bilindiği halde neden diğer
meşrubatlara da kafein ekleniyor?
Sektör yetkilileri kafeinin tadı için
eklendiğini, bağımlılık yaratması için eklemenin söz konusu olmadığını
vurguluyor. İddialarına göre kafein, diğer tadları öne çıkaran acımsı
bir aromaya sahip. Ne var ki Johns Hopkins Tıp Enstitüsü’nde gerçekleştirilen
araştırmalar, tüketicinin yalnızca yüzde 8’inin kafeinin tadını
ayırt edebildiğini ortaya koyuyor. Üstelik çalışmaya yalnızca
kafeinli içecekleri tercih ettiğini belirten tüketiciler dahil edildiği
halde.. Bu nedenle uzmanlar, kafeinli içeceklerin tercih edilmesini tadından
ziyade sebep olduğu etkilere bağlıyor.
Meşrubat üreticileri ise, kafeinin
eski tarihlere dayanan geçmişinin, makul ölçülerde tüketildiği sürece
güvenli olduğunu gösterdiğini vurguluyor. Uzmanlar da bu görüşe karşı
çıkmıyorç Alkol veya nikotinle kıyaslandığında kafeinin sağlığa
zararı yok denecek kadar az. Yine de psikoaktif maddeleri fazla tüketmek
doğru değil, çinkü beyinde fizyolojik değişimlere sebep oluyor.
Bunun kesin etkileri henüz tam anlamıyla bilinmiyor. Ancak özellikle çocukların
ve ergenlik çağındaki gençlerin beyinsel gelişimlerini etkileyebileceği
düşünülüyor.
KEMİKLERİ ERİTİYOR
Hayvanlar üzerinde yapılan
deneyler, kolalı içeceklerde bulunan fosforun kemiklerdeki kalsiyum
rezervini tükettiğini gösteriyor. İnsanlar üzerinde gerçekleştirilen
iki çalışmada ise, fazla kola içen kızların kemik kırılmalarına
daha fazla maruz kaldığı görülüyor. Ancak endüstri, sodalı içeceklerin
kemikleri zayıflattığını reddediyor.
Bazı besinlerde doğal olarak
bulunan, pek çoğuna ilave olarak katılan fosfor, kemiklerde kalsiyum
kaybına neden olarak zayıflamalarına yol açıyor. Kalsiyum eksikliği,
kemiklerin daha hassas ve kırılgan olmalarına neden oluyor. Meşrubat
üreticileri, sodalı içeceklerdeki fosforik asidin, tipik Amerikan
diyetinde alınan fosforun yalnızca yüzde 2’sini oluşturduğunu söylüyor.
Bir kutu kolalı içecekte yaklaşık 30 mg fosfor bulunuyor. Amerikan
Ulusal Bilim Akademisi’nin 1-8 yaş arası çocuklar için öngördüğü
fosfor limiti 3 gram (yani 3,000 mg), 9 yaşın üzeri içinse 4 gram
olarak açıklanıyor. Diğer bir deyişle, bu seviyeye ulaşmak için günde
100 kutu kola içmek gerekiyor. Ancak birkaç kutu kolanın, çocukluk ve
ergenlikte kemik gelişiminin had safhada olduğu yıllarda büyük zarar
yol açabileceği yolunda ciddi endişeler var.
Meşrubatların kemik zayıflamasına
ne şekilde etki ettiği tam olarak bilinmemekte. Pennsylvania State Üniversitesi
araştırmacılarından Leeann Birch, meşrubatların çoğu kez diğer içeceklerin,
özellikle de sütün yerini aldığına işaret ediyor. Kolalı içecek tüketimi
yükselip süt tüketimi azaldığında, kemiklerin zayıflaması için
gereken altyapı tamamlanmış oluyor. Uzmanlar bu noktada ciddi bir
tehditin söz konusu olduğunu önemle belirtiyor.
Uzmanları en fazla endişelendiren
konulardan biri de, kemik erimesiyle birlikte obezitenin de dramatik şekilde
artması. Bu durumun, gelecek nesillerin sağlığı üzerinde çok büyük
tehlike oluşturduğunun altı çiziliyor. Çocukların ve gençlerin uzun
vadeli düşünmediklerini hatırlatan Minnesota Üniversitesi
epidemiyoloji profesörü Jamie Stang, “Peki bu çocuklar büyüdüklerinde
osteoporoza ve obeziteye yakalandıklarında ne olacak?” diye soruyor ve
ekliyor: “O zaman meşrubatın yerine su, süt ve meyve suyu koymak için
çok geç olacak.”
|
|