|
Görünmez
Mürekkepler,TarihteKullanımları
Kurtuluş
Savaşımızın en dağdağalı dönemlerinden birinde Hint Hilafet Cemiyeti üyelerinden Mustafa Sagir adlı bir kişi
sözüm ona Hindistanlı Müslümanların Milli Mücadeleye yardımlarını
getirme bahanesiyle Ankaraya gelmişti. Törenlerle karşılanan
ve konuk edilen Mustafa Sagirin hükümetle ilişki kurmayı,
sorumsuz kişilerle sürekli toplantılar yapması güvenlik
güçlerinin dikkatini çekmişti. Uzunca bir süre izlendikten sonra elde
edilen önemli bir kanıt bu kişinin tutuklanmasına ve
İstiklal Mahkemesinde yargılanmasına yol açtı.
Mustafa
Sagir İngilizler tarafından özellikle doğu ülkelerinde kullanılmak
için yetiştirildiğini, çeşitli eylemleri içinde Afgan emirini
öldürtmek,Kaşgar ve Isfahanda aşiret isyanlarını
örgütlemek olduğunu, son görevinin de hareketin önderlerine suikastlar
düzenleyerek Milli Mücadeleyi baltalamak olduğunu itiraf etmişti.
Yargılama sonunda idam edilen bu casusun yakalanmasını
sağlayan kanıt İstanbuldaki İngiliz ajanı Nelsona
gizli mürekkeple yazdığı mektuptaki mesajın amonyakla açığa
çıkarılması olmuştu.
Özellikle savaş dönemlerinde ajanların haber iletimi pek güvenli
değildir. Açık yazılmış mektuplar okunabilir,
şifreler çözülebilir, telefonlar dinlenebilir. Bu yüzden gizli
bilgileri aktarmak isteyenler her zaman görünmez mürekkeplere başvurmuşlardır.
Yazı mürekkebi günümüzden 6000 yıl kadar önce Mısırda
bulunduğuna göre gelişigüzel kimselerin okuyamayacağı mürekkep
de bu tarihlerde bulunmuş olabilir. Bizanslı Philomenes meşe
mazısından elde ettiği mürekkepten söz etmiştir. Yüzyıllar
sonra Amerikan İç Savaşında George Washington ile Kont Rumford
(Benjamin Thompson) yazışmalarında bu mürekkebi kullanmışlardı.
Gizli mürekkeplerin formülleri onları kullananlar kadar çok ve
çeşitlidir. Gene de bunları açığa çıkarılış
yöntemleri bakımından üç sınıfa ayırabiliriz.
Birinci grup organik sıvılardır. Süt, portakal ve limon suyu,
sirke, sabunlu su, salya ve idrar tipik örneklerdir. Bu kaba mürekkepler yazının
bulunduğu kağıt, bez vb. ortamları dikkatle
ısıtmakta görünür hale geçerler. Hemen hemen her yerde sağlanabilecek
bu mürekkeplere özellikle kimyasal maddelere erişemeyecek durumdaki
tutuklular başvurur.
İkinci grup kimyasal maddelerin çözeltileridir. Kuru iken renksiz
olan bu maddeler bir ya da birkaç ayıraçla görünür hale geçirilirler.
Her çözelti kendine özgü ayıraçlar gerektirdiğinden bunlara
sempatik mürekkepler denir. Bildiğimiz adi mürekkeplerin çoğu da
renksiz sıvıların karıştırılmasıyla elde
edilir. Örneğin demir sülfat çözeltisi ile gallotannik asit çözeltisi
karıştırılırsa renkli sıvılar oluşur.
Sempatik mürekkeplerin tipik olanlarını şöyle sıralaya
biliriz:
Kobaltın klorür, nitrat, sülfat ve asetat tuzlarının
sulu çözeltileri hafif pembe renklidir. Seyreltik çözelti ile kaba kağıtlara
ya da kumaşlara yazılan yazılar kolay görünmezler. Ancak
100-120 derece sıcaklığa kadar ısıtılırlarsa
bu tuzlar bağladıkları su moleküllerini bırakırlar ve
güzel mavi renkli yazılar ortaya çıkar. Renksiz demir üç sülfat
çözeltisiyle yazılmış yazılar potasyum ferrosiyanüre batırılmış
bir bezle hafifçe silinirse ünlü Prusya mavisi rengi gözlenir. İşlem
sodyum karbonat ile yapılırsa yazı kahverengi olur. Kurşun
asetat çözeltisiyle yazılan görünmez yazılar çok kötü kokan (çürük
yumurta kokusu) kükürtlü hidrojen gazına tutulunca simsiyah harfleri
rahatça okuyabilirsiniz. Fenolftaleinle yazılmış yazı
amonyak buharıyla açığa çıkar. Sempatik mürekkeplerin en
ilginç örneklerinden biri derişik potasyum nitrat çözeltisidir. Bununla
yazılan yazıların bir özelliği vardır. Yazı kağıdın
belli bir noktasından çekilen çizgiyle başlar ve harflerle kelimeler
arasında hiçbir kesiklik yapılmadan mesajın sonuna kadar sürdürülür.
Yazı kuruduktan sonra çizginin başlangıç noktasına akkor sıcaklığına
kadar kızdırılmış bir toplu iğne dokundurulursa tüm
yazı bir anda yanıp kömürleşerek çok yanık bir mesajı
ortaya çıkarır. Dostlarına yazdıkları çeklerin ucunu
hafifçe yakan hayalici babalara şiddetle önerilir
Böylesi mürekkepler
çok dikkatle denetlenen koşullarda kullanılacak özel ayıraçlar
gerektirir. Kimi yazılar ise ancak bir iki ara işlemden sonra
okunabilir.
Üçüncü grubu ışıyan mürekkepler olarak adlandırabiliriz.
Bir Radyum tuzunun asetondaki çözeltisini bir mendile fırça ile
yazabilirsiniz. Sonra mendili X-ışınları fotoğraf
plakası üzerinde bir süre tutarak yazınızın fotoğrafını
çekebilirsiniz. Morötesi ışınlara tutulunca kuvvetli florışıldama
gösteren maddeler de vardır. Eosin, floresoin, rezorsin, rodaminin
sudaki, antrasenin alkoldeki çözeltileri bunlara örnek olabilir. Hiç bir
başka kimyasal madde kullanmadan yalnız su ile de gizli mesajlar yazılabilir.
Su, kağıdın liflerini ve dolgu maddelerini bozar. Kağıt
iyot buharına tutulursa yazıların bulunduğu bölgeler iyotun
toplandığı yerler olarak belirir.
Görünmez mürekkeplerle mesaj iletimi I.Dünya Savaşında
doruk noktasına erişmiştir. Özellikle, üstün kimya bilgisi ile
donanmış Alman Casusluk Örgütü, müttefiklere kök söktürüyordu.
George Vaux Bacon adındaki bir Alman casusunun yakalandığındaki
yanar döner renkli lekeler bir istihbaratçının dikkatini çekmişti.
Yakalıktan alınan bir örnek suya batırıldığında
sapsarı bir renk ortaya çıktı. Bez kaplı ceket düğmeleriyle
çoraplarının spektroskopik çözümlemesi sonunda gizli mürekkep
olarak kullandığı organik gümüş bileşikleri ortaya çıkarılınca
casusun akıbeti idam oldu. Bir başka casusluk olayı da
Antwerpli güzel sarışın adıyla ünlenen ve Prusyalı
bir aristokrat olan Maria de Victorica adlı kadının öyküsüdür.
Amerikan gizli servislerini beş yıl atlatan Maria de Victorica Long
Islanddaki bir otel odasında tutuklandığında eşyaları
arasında gizli mürekkepler, özel yapılmış tükenmez
kalemler, sempatik mürekkeplere batırılmış iki ipek eşarp
ele geçirilmişti. Kanıtlar casusun çözülmesine yol açtı.
Oteldeki odasından Avrupaya gönderilen birlikleri Almanyaya bildirdiğini
itiraf etti ve geçirdiği çöküntü yüzünden kaldırıldığı
hastanede, yargılanamadan öldü.
Ünlü Mata Harinin eşyaları içinde bulunan civalı bir
bileşik gizli mürekkep kullandığının kanıtı
sayılmıştı. Suçlamayı reddeden Mata Hari, bunun her
eczaneden alınabilen ve doğum kontrolü formülasyonunda kullanılan
bir madde olduğunu ileri sürmüşse de kurşuna dizilmekten
kurtulamamıştı. II.Dünya savaşında gizli mürekkep
savaşı sürmüştür. ABDnin atlantik kıyılarında
bir alman denizaltısı ile getirilen George DASH ve arkadaşlarının
üzerinden aşırı miktarda kibrit çıkmıştı.
Kibrit başları suya batırıldığında oluşan
gri renkli çözelti ile yazılan yazılar kuruyunca görünmez
oluyordu. Ancak morötesi ışınlarla okunabilen gizli mesajları
bu casusların ölüm cezasına çarptırılmasına yol açtı
.Bir başka nazi casusu da
Bermuda da yakalanmıştı. Almanya ya yazdığı bir
mektup iyot buharına tutulunca foyası meydana çıktı . Aşırı
miktarda piramidon bulundurmasını migreni olduğuna bağlayarak
kendini avunduysa da yirmi yıl hapse mahkum oldu.
Gizli mürekkeple haberleşmenin modası pek geçeceğe
benzemiyor. Açığa çıkarılması çok daha zor yöntem
ve maddelerin geliştirilmesi de bitmiş değil. Bununla birlikte
artık küçük bir çivi başı kadar alana uzun mesajın sığdırılabildiği
çağımızda görünmez mürekkeplerin geleceği pek parlak görünmüyor
diyebiliriz.
|